Kampüste Bu Hafta'nın konuğu Müdürümüz Kazım Ceylan oldu

Kırşehir Televizyonu'nda her hafta yayınlanan Kampüste Bu Hafta programının bu haftaki konuğu Ahi Evran Üniversitesi Ahilik Kültürünü Araştırma Ve Uygulama Merkezi Müdürümüz Öğr. Gör. Kâzım Ceylan oldu.

http://dosyayukleme.ahievran.edu.tr/dosyalar/kampuste_bu_haftanin_konugu_kazim_ceylan_oldu_h3561.png

Selahattin Tunçbilek'in sunumu ile Ahilik üzerine söyleşi yapıldı.

Gerçekleşen programın içeriği şu şekilde devam etti:

 

 

 

Ahilik nedir, tanımlar mısınız?

Ahiliğin kelime anlamı kardeşlik, yiğitlik, cömertlik demektir.

Ahilik, XIII. yüzyılda şekillenen ve bütünüyle Selçuklu ve Osmanlı coğrafyasını etkileyen siyasi, sosyal, kültürel, dini, askeri… vb. teşkilatlanmadır. Sadece bir esnaf teşkilatlanması değil, bir medeniyet hareketidir. Onun içindir ki biz ahiliği şöyle tanımlıyoruz: “İmanın amale dönüştüğü, Anadolu’nun vatanlaşmasını, Osmanlı’nın Cihan devleti olmasını sağlayan dünyevi ve uhrevi sistemdir.”Ahilik, imanın ilimle yoğrulması, çalışmayla şekillenmesidir.

Ahiliğin temelleri nelerdir? Oluşumuna etki eden faktörleri söyleyebilir misiniz?

Ahiliğin temelleri fütüvvetnâmeler’dir. Fütüvvetnâmeler dini-tasavvufi eserlerdir. Fütüvvetnâmeler esas itibariyle Peygamber sünnetine ve dolayısıyla Kur’an-ı Kerime dayanır. Ahiliğin temelinde “Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışma” anlayışı vardır. Kur’an’da kardeşlikle, yardımlaşma ve çalışma ile ilgili ayetler vardır. Ancak Müslüman Türk Milleti bu değerleri kendi alplik, dayanışma ve teşkilatçılık özellikleri ile birleştirip bir medeniyet hareketi olarak insanlığa armağan etmiştir.

Şüphesiz ki bu teşkilatlanmada o dönemdeki siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik faktörler etki etmiştir.

Ahiliğin Kurucusu Ahi Evran ve Teşkilatlanması hakkında bilgi verir misiniz?

Ahi Evran Velî, 1171 yılında bugünkü Güney Azerbaycan’daki Hoy’da doğmuştur. Gençliğinde Ahmet Yesevi’nin talebelerinden ve devrin ünlü âlimlerinden Fahreddin Razi, EvhadeddinKirmani, Sühverdi gibi önemli şahsiyetlerinden Bağdat’ta dersler almıştır. Daha sonra Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubad’ın arzusu veAbbasi halifesi Nasır Lidinillah’ın görevlendirmesi üzerine Anadolu’ya gelmiştir. Bir müddet Kayseri, Konya ve Denizli’de kaldıktan sonra ömrünün sonuna kadar ikamet edeceği Kırşehir’e yerleşmiştir. Kırşehir, bu dönemde ünlü tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık Hoca’nın deyimiyle “Türkmen yurdu, Türklüğün merkezi”; Başbakan Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun ifadesiyle “Medeniyetimizin tohum şehri”dir. Bu sebeple Ahi Evran Veli, Fars kültüründen ve Moğol baskısından uzak Kırşehir’de ahiliği teşkilatlandırmıştır. Bütün Selçuklu ve Osmanlı coğrafyasındaki esnaflar ahiliğin merkezi Kırşehir’den icazetname almıştır.

Ahi olmak için ne gerekiyordu? Ahiliğin temel değerleri nelerdir?

Ahi olmak için Müslüman olmak ve bir meslek erbabı olmak gerekliydi. Prof. Dr. Fuat Köprülü, ilk dönem ahiler içerisinde vezirler, kadılar, müderrisler, tüccarlar, askerler ve el emeği ile geçinen zanaatkârlar olduğunu ifade etmiştir.

Ahiliğin Fütüvvetnâmelerde belirtilen 740 kuralı ahiliğin esaslarını belirlemekteydi. Bunlar içerisinde en çok bilineni eline, beline, diline sahip olacaksın; kapını, sofranı, gönlünü açık tutacaksın düsturları da vardır.

Ahiliğin eğitim özellikleri nelerdir?

Ahiliğin eğitim sistemi çok yönlü ve uygulamalıdır. Akşamları tekke ve zaviyelerde Fütüvvetnâmelerde belirtilen ahiliğin esasları teorik olarak öğretilirdi. Gündüzleri iş başında yamak-çırak-kalfa-usta hiyerarşisi içerisinde teorik olarak öğrenilenler hayata geçirilirdi. Yalan söylememek, doğru ölçmek-tartmak, kaliteli mal üretmek, hile yapmamak, çalmamak, güvenilir insan olmak, helâl lokma, kul hakkı ve Allah’ın rızasını kazanmak… ahilerin tavizsiz uyguladıkları esaslardı.

Ahiler ayrıca mensuplarına seyfi (silahlı) eğitim vermişler ve Moğollara karşı mücadele etmişlerdir. Diğer yandan kurdukları Anadolu Kadınlar Teşkilâtı (Bacıyan-ı Rum) ile de kadınlar iyi bir eş olmaları yanında iyi bir meslek öğrenmelerini sağlayan hem üretici hem eğitici insan olmasını temin etmişlerdir. Kadınlar da “aşına, eşine, işine” bağlı kalmışlardır. Bildiğimiz kadarıyla dünyada kadınların ilk teşkilatlanması Ahiler tarafından gerçekleştirilmiştir.

Ahiler sosyo - ekonomik hayatı nasıl etkilemişlerdir?

Selçuklu ve Osmanlı döneminde en etkili unsur ahilerdir. Ahilerin diğer tarikatlardan farkı hem dünyevi hem de uhrevi bir sistem olmalarıdır. Bu sebeple kurdukları sayısız vakıflarla sosyal hayatı şekillendirmişler; ahlâkımızın ve ticaret hayatımızın esaslarını hayata geçirmişlerdir. Fakirleri evlendirmekten, camii ve medrese yapımına kadar bütün alanlarda faaliyet göstermişlerdir. İnsanların işyeri açmasına yardım etmişlerdir. Kurmuş oldukları orta sandıkları ile fakirin, fukaranın, garibin yanında; kimsesizlerin kimi olmuşlardır. Osmanlı toplumunu kapitalist olmaktan Ahiler korumuşlardır. Medeniyetimize “mükemmellik” kavramını ahiler getirmişlerdir. Nitekim dilimizdeki “pabucunu dama atmak” ifadesi bunun hayata geçirilmesinin tezahürüdür.

Ahiler tarihin oluşumuna nasıl bir katkı sağlamışlardır?

Ahiler, tarihin oluşumuna doğrudan etki etmişlerdir. Meselâ Anadolu’nun vatanlaşmasında, göçebe Türkmenlerin bir meslek sahibi olup yerleşik hayata geçmelerinde; coğrafi isimlerin değiştirilmesinde, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda ve yükselmesinde doğrudan etkili olmuşlardır. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin kayınpederi Şeyh Edebali Kırşehir’den uç bölgelere giden bir ahi şeyhidir. Şeyh Edebali ve diğer ahiler vasıtasıyla Osmanlı sisteminin kurulması mümkün olmuştur. Ahiler Osmanlı insan alt yapısını oluşturmuşlardır. Osmanlı yükseliş dönemine kadar birçok vezir ve padişah şed kuşanmış bir ahi idi. Kurmuş oldukları ekonomik, sosyal, kültürel, askeri sistemle Osmanlı toplumunun ana dokusunu oluşturmuşlardır.

Ahiliğin sadece bir esnaf teşkilatlanmasına evrilmesi ve sistem olarak gerilemeleri ne zaman olmuştur?

Osmanlı Devleti merkezi teşkilatlanmasını kuvvetlendirdikten sonra ahiler sadece bir esnaf teşkilatı olarak fonksiyon icra etmeye başlamışlardır.1582 yılında çıkarılan bir kanunname ile ahilerin içerisine yeniçeriler ve sipahilerde alınmaya başlanmıştır. Bu tarihten itibaren ana doku bozulmaya başlamıştır. Daha sonra Avrupa’daki sanayii devrimi ve sömürge hareketleri el emeği ile geçinen ahileri zora sokmuştur. Zamanla iktisadi anlayışın ve insan yapısının değişmesi karşısında ahilerin tutunmaları zor olmuştur.

Hocam son olarak başında bulunduğunuz Ahi Evran Üniversitesi Ahilik Kültürünü Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz?

Başında bulunduğum Ahi Evran Üniversitesi Ahilik Kültürünü Araştırma ve Uygulama Merkezi 2004 yılında faaliyete geçmiştir. Amaç Ahiliği bilimsel olarak araştırıp, insanlığın bilgisine sunmaktır.

Taktir edersiniz ki, insanlık maddeci dünya görüşlerinin etkisindedir. Haz ve hız çağındaki insanlığın ahiliğin taşıdığı değerlere ihtiyacı çoktur. Bu sebeple biz ahiliğin değerlerini bilimsel olarak araştırıp, ahiliği yeniden bir medeniyet hareketi olarak insanlığın idrakine sunmak için uluslararasısempozyumlar yapıyoruz. Paneller, konferanslar düzenliyoruz. Geçtiğimiz yıl içerisinde ‘Uluslararası Ahilik ve Ahi Evran’ konulu senaryo ve tiyatro yarışması düzenledik. Ünlü yazarlara ahiliği roman olarak yazdırıyoruz. TİKA ile işbirliği içerisinde Türk dünyasında paneller düzenledik ve bu yılda devam edeceğiz. Atatürk Kültür Merkezi ve Kırşehir Valiliği ile‘Uluslararası Balkanlarda Türk Kültürü ve Ahilik Sempozyumunu’ Üsküp’te gerçekleştirdik. Ayrıca her türlü ahilik araştırmasına öncülük edip, yardımcı oluyoruz.

Programı Ahilik Yemini ile kapattık

''Bismillahirrahmanirrahim.

 

 

 

Ahi Evran yurdunda mesleğini icra eden biz zanaatkar ve ticaret erbabı olarak, çalışmayı ibadet sayan bir anlayışla, hakkın rızasını gözeterek halka hizmet edeceğime, Ahiliğin temel değerleri olarak cömertlik, doğruluk, dürüstlük, hoşgörü, güven, sevgi, sabır, dostluk, fedakarlık, adalet, kanaatkarlık ilkelerine ve komşuluk hukukuna uyacağıma,

Elime, belime, dilime, gözüme sahip çıkıp, günahlardan sakınacağıma, ölçü ve tartıda doğruluktan sapmayacağıma, 'müşteri velinimetimdir' düşüncesiyle onlara güler yüzlü davranacağıma, kaliteli mal üretip, hileli ve çürük mal satmayacağıma, yalan söylemeyeceğime, insanları kandırmayacağıma, 

Hayatımın her döneminde kul hakkını gözetip, kimseye haksızlık yapmayacağıma, meslek eğitimi ve kurallarına bağlı kalacağıma, helalinden kazanıp, haram lokma yemeyeceğime ve Ahi esnafında olması gerekli ahlaki değerlere bağlı kalacağıma, Namusum, şerefim ve bütün mukaddesatım üzerine ant içerim.''